Bilgi :Asılsız bir iddia ile suçlanan Mikael Blomkvist (Daniel Craig), adını temize çıkartmak için elinden geleni yapmaya and içer. İsveç'in zengin endüstri patronları arasında yer alan Henrik Vanger ise, çok sevdiği ve uzun zamandır kayıp olan yeğeni Harriet'ın ortadan kaybolmasının ardındaki gerçeği aydınlatması için gazeteci Blomkvist'i görevlendirir. Başı zaten dertte olan gazeteci, yeğenin ölümünden muhtemelen sorumlu olan ailenin malikanesine doğru yol alır. Bu sırada, Milton Güvenlik adına çalışan sıra dışı "h@cker" Lisbeth Salander (Rooney Mara) da Blomkvist'in geçmişini araştırmakla görevlendirilir. Yolları kesişen ikili geçmişten bugüne uzanan bir cinayetler zincirini çözmeye çalışırken, aralarında hassas bir güven köprüsü de oluşacaktır...
Millenium üçlemesinin ilk filmi ve mükemmel bir polisiye. Lütfen 3. sınıf Amerikan aksiyonlarından hoşlanıp bu filmi kavrayamayacak olanlar anlamsız yorumlar yapmasınlar.
kitabını okudum,güzeldi.filmin isveç halini hala izleyemedim,ama bence hollywood halinde keşke mikael blomkvisti daniel craig dışında biri oynasaydı.
arkadaşlar bu milenyum üçlemesinin zaten 3 ayrı flimi mevcuttu ve güncel bir flimdi yani daha yeni yapılmış bir flimdi daha 1 sene olmadan aynı flimin yapılması biraz abes değilmi ?
Bencede abes ötesi.Neye hizmet edecek bu film şimdi :)İsveç versiyonu gayet yerinde olmuştu lakin gereği olmayan filmlerden biri olarak düşünüyorum
Üç kitabı da okumuş, (ki Türkçe kitaplar İngilizce'den değil direk İsveççe'den gayet başarılı bir şekilde çevrildiğini düşünüyorum) Avrupa yapımı üç filmi de izlemiş biri olarak Amerikan versiyonunu merakla bekliyorum.Çünkü Avrupa yapımlarının (İsveç, Danimarka, Almanya ve Norveç ortak yapımı) ilki gayet başarılı bir uyarlama olsa da ikinci ve üçüncü filmler kitaplara nazaran vasat kaldılar. Senaryo kitaptan farklılaştı. Ayrıca oyunculukları başarılı bulsam da görsel açıdan çok zayıftılar. Amerika, uyarlama senaryolarda her zaman başarılı olmuştur. Adamlara göre; filmler veya kitaplar ne kadar yeni ve güncel olursa olsun Hollywood yapmamışsa kimse yapmamıştır. Amerikan versiyonu için tek endişem özellikle ilk filmde Mikael Blomkvisti canlandıran Daniel Craig'in çok ön planda olması. (Yanlış anlaşılmasın bence Daniel Craig doğru seçim) Zira biliyoruz ki bu güzel eser Lisbeth Salander adlı korkunç bir çocukluk geçirmiş kahramanımız üzerinden İsveç derin devletini anlatıyor. O yüzden Amerika yapımlarından beklentim, hikaye örgüsünde kitaba sadık kalarak Lisbeth'i bize aktarması; Daniel Craig'in üzerinden Mikael'i değil...
Hollywood Tadında Bırakmayı hiç bilmeyen bir sektör isveç versiyonu gayet güzeldi ne gerek vardı suyunu çıkarmaya ? bununda inşallah saw gibi 7 ye kadar gitmez çünkü Hollywoodun sağı solu belli olmaz yazılmayan devam kitaplarınıda uyduruk senaryo haline getirip sakız gibi konuyu uzatmaları ile ünlüler nede olsa......
Avrupa yapımı ilk film gayet güzeldi,2-3 ise bir o kadar başarısızdı. Holywood yapımınında güzel olmasını bekliyorum.Ama daha yeni çekilen başarılı bir filmin gölgesinde kalmaktan kurtulması zor.
Kitapları okudum ve çok beğendim. Filmin Avrupa versiyonunu pek sevmedim. Hollywood versiyonunu merakla bekliyorum ama bence Daniel Craig bu role pek de uygun biri değil. Ama bekleyip göreceğiz.
Gabber sana katılıyorum, benim kanaatimce de bu film hiçbir amaca hizmet etmeyecek. Kesinlikle her yapımcının ve yönetmenin dilediği filmi tekrar çekme hakkı vardır, ayrıca biz "divxplanet" ailesi olarak bu tarz Avrupa filmlerini bildiğimiz için durumu yadırgasak da, Amerika dışında ülkelerin nerede olduğu dahi bilmeyen Amerikalılar için bu zaten yeni bir film olacaktır. Amerika'da filmi izleyenlerin en fazla %1'i bu filmin ilk versiyonunu izleyeceğinden, kitabın ve dolayısı ile filmin daha geniş kitlelere ulaşması sağlanacaktır. Filmi izlemedim, hiçbir konuda önyargılı olmadığım için izlemediğim bir film hakkında da önyargılı bir yorum yapmayacağım. Ancak içimden bir ses (6. his de diyebiliriz) bu yeni filmi, Avrupa yapımı seriden daha çok sevemeyeceğimi söylüyor. Bu insan psikolojisi açısından "ilk göz ağrısı" olarak da nitelendirilebilir. İlk aşk, ilk öpücük, ilk cinsel tecrübe nasıl insan için her zaman çok önemliyse, sinema gibi "görsel bir sanat" için de bu durum hemen hemen aynıdır. İlk filmi beğenerek izlediğimden, psikolojik olarak Amerika yapımı filmi kıyas eden beynim bana; "ilk filmin daha başarılı" olduğunu söyleyecektir. Bu sebepten ötürü; tamamen ön yargısız bir şekilde düşünerek, filmin benim için bir amacının olmayacağını daha şimdiden söyleyebilirim. Üstelik adamlar hani nasıl izah edeyim, 30 yıl önce çekilmiş kült bir filmi yeniden yorumlamaya da çalışmıyorlar... Hani bir Stanley Kubrick'in "2001:A Space Odysey" filmini yeniden çekse (ki buna kim cesaret edebilir ondan da şüpheliyim) anlarım. Ancak "The Girl with The Dragon Tatoo" gibi daha külleri soğumamış ve tüm sinemaseverler tarafından beğenilmiş bir filmi, böyle yangından mal kaçırır gibi tekrar çekmek... Bilemiyorum. Buraya kadar sıkılmadan okuyan arkadaşlara teşekkür ederim, yine de hepimize şimdiden iyi seyirler.
İsveç versiyonu seyretmedim. Genelde iskandinav filimlerini soguk ve hissiz buluyorum. Holliwood muhtemelen baya bir işildatmıştır filimi ve Danial Craige sanırım üzerine 007 yapışmayan tek 007.. Sabırsızlıkla bekliyorum.
Millenium üçlemesinin ilk filmi ve mükemmel bir polisiye. Lütfen 3. sınıf Amerikan aksiyonlarından hoşlanıp bu filmi kavrayamayacak olanlar anlamsız yorumlar yapmasınlar.